Sayfa metni
1161 Seyr ü Sülük b-Rabıta-yı Mürşid Ölüm düşüncesiyle, günahlardan duyulan nedametle yumu şayan gönül, mürşid-i kamilin arş-ı âzam olan kalbinin altına konarak rabıtaya geçilir. Bu sayede Allah’ın feyzi kana kana içilir. Rabıta güneşi ve zikrullah ateşiyle yananj iğne gibi batan ve kuvvetle çarpan kalp ile, fena ahlak mikropları yok olur ve güzel ahlak elde edilir. Yola devam eden âşıkın, sâlikîn, rabıtayla Hakk’ın feyzini, mürşid-i kamilin gönlünden içmesi, barajlardan gelen ceryanın, trafo vasıtasıyla evlere taşınması gibidir. Süt emen yavrunun, yağ ve bal gibi yemekleri yeme hâline gelinceye kadar, anasından süt emmesi, kafesteki kuşun kanatla nıp uçuncaya kadar, anasının getirdiği yiyeceklerle büyümesi gibi değerlendirilmelidir rabıta. c-Rabıta-yı Huzur Yedi kat semayı yok bilip, arş-ı âzamdan Allah’ın feyzini alma hâline gelinceye kadar rabıta yapar salik. Sadırda bulunan letaifleri (kalp, ruh, sır, hafi, ahfa) zikre dip, nefis, zikr-i kül, zikr-İ sultani ve nefy ü isbat dersini de ta mamlarsa talip, rabıtayı terk ederek, kalbini arş-ı âzama açarak, murakabe (Âyet-i Celîle’lerle, Allah’ın her an kendisini gözetle diğini tefekkür etme) dersine geçer. Rabıta-yı huzur da budur.

