Sayfa metni
106 / Musâhabe 5 Allah’ın emirlerini yerine getirmek, hele zekât farî- zasını îfâ ve zavallı fakirleri tesrir ve ihya etmek ne bü yük bahtiyarlıktır. Bu suretle mü’minler dünyada vicdân huzûruna kavuşacakları gibi âhirette de saîdler zümre sine iltihak etmiş olurlar. 165. Zekât malın şerrini def eder: ;p ¿& c^ii j& 2UG s&j '^ İSI "Malının zekâtını ödersen muhakkak ki onun (o ma lın) şerrini kendinden -uzaklaştırıp- gidermiş olursun."™4 Zekât lügatte her şeyin hâlisi ve temizi mânâsı na dir. Şer’î ıtlâka göre kişinin kendi malından ayırıp müs- tehak olanlara verdiği muayyen miktar mal demektir. Bu sûretle mal temizlenmiş olduğu için zekât adı verilmiştir. Zekât hükümleri fıkıh kitaplarında yazılıdır.1^ 166. Sadaka cehennemden korur: <jşi <uJ3Cj IjJÎ (J illi Jy J^j jJj jÜI lyjl "Velev bir hurma parçasını sadaka olarak vermek le ateşten sakının. Eğer bunu da bulamazsanız güzel kelime tatlı dil ile o ateşten korunun." 164. Hakim 165. Bu bâbda Ömer Nasuhi Bilmenin Büyük İslâm llmihâli'ne müraca at edilmelidir.

