Sayfa metni
Semaha! ve Muavenet / 155 Evet fukara ile bîçârelere ihsânı nasıl teşvîk ediyor sa yetimlere, dullara, yolda kalmışlara, kölelere, câriyele- re bezl-i muavenet (yardım) etmeyi de öylece emrediyor. Kezâlik anaya, babaya, akrabaya, uzaktaki, yakın daki komşulara, yol arkadaşına iyiliği -velev ki muhtâç olmasınlar- şiddetle emrediyor. Maksat insanlar arasın daki muhabbet, merhamet râbıtalarını kuvvetlendirmek, ruhları birbirine ısındırmak suretiyle yabancılığın orta dan kalkması, münâferet ve ihtilâf hislerinin kalblere yol bulmamasıdır. Şüphe yoktur ki, birr ü ihsân, rıfk ile muâmele mu zır temayülleri fena fikirleri defedecek en büyük kuvvet lerdir. Delil isteyenler varsa âdâb-ı islâmiye ile yükselmiş asırlardaki müslümanların arasında hükümrân olan o muhabbeti, o sükûn ve selâmeti hatırlayabilirler. Müslümanlar nereye gitmişlerse bu sükûn ve selâ meti götürmüşler ve yerli halka muhabbetin, yardımlaş manın eşsiz örneğini göstermişlerdir. Hangi bir kavim ki İslâm’ın gölgesi altında bulunsun da hukuk ve imtiyâzların kâffesinden istifâde edeme sin? Bu görülmemiştir! O hukûk, o imtiyâzât ki sırf onla rı korkutmamak için müslümanlar, başka milletlerin ra hat ve huzurunu kemiren, memleketlerinde sükûndan, itmînândan eser bırakmayan kin, hased mücâdelelerin den istirkâb, husûmet muhârebelerinden en uzak bir ümmet olarak yaşadılar.

