Sayfa metni
Gazab / 129 Hulasaten; gazab nefistendir. Şeytanın tahrikiyle öfke galebe eder. Nefis ise adüvv-i ekberdir. Nefis ile mücâhede ederek tezkiye-i nefse çalışmak elzemdir. Hazret-i Ali -radıyallahu anh- sahrada tenhâ ge zerken bir kâfir pehlivan fırsatını bulup bir hamle eyle di. Hazret-i Ali -radıyallahu anh- hamlesini def etti ve o kâfire galebe edip göğsünün üzerine çıkıp başını kes mek istedi. Kâfir yalvardı. “Er olan bastığını boğazlamaz ya Ali!" dedi. Âzâd eyledi. O kâfir tekrar fırsatını bulup bir hamle daha eyledi. Hazret-i Ali -radıyallahu anh- tekrar hamlesini defedip o kâfiri altına aldı. Kâfir yine tazarrû eyledi. Dedi kİ; “Seni mürüvvet mâdeni derler. Bana emân ver.” deyince Hazret-i Ali -radıyallahu anh- tekrar afveyledi, âzâd etti. Üçüncü defa kâfir-i hâin fırsatını bulup hamle edince İmam Ali -kerremallahu vecheh- hamlesini defedip altına aldı. Başını kesmek üzere iken kâfir gördü ki emân dile meğe yüzü yok, hiç olmazsa ölmeden evvel bir hakaret olsun diye Hazret-i Ali’nin mübarek nâsiyesine tükürdü. Hazret-i Ali -radıyallahu anh- o kâfiri koyuverip âzâd eyledi. Kâfir taaccüb etti. Dedi ki: - Yâ Ali! Ben sana üç defa hıyânet ettim, sonunda da böyle bir ihânet ettim. Eğer ben senin yerinde olsay dım gazabımdan seni parça parça ederdim. Sebeb ne oldu ki beni âzâd eyledin, dedi.

