Sayfa metni
•144* maate velî menkıbelerinden anlatırken Hocaefendi teş rif ettiğinde sohbetin seyri değişir, mevzular anlaşılmaz olur. Sohbeti müteakip cemaat Hocaefendiye: "Siz gel meden önce ne güzel menkıbeler dinliyorduk. Siz gelin ce hiçbirşey anlayamaz olduk." deyince Hocaefendi duygulanarak, bütün kalbî samimiyetiyle: "Bağdat'ta okuduğum kırk beş kitabın özetini kırk beş dakikalık sohbetinde Üstadımız sundular." der. Hâlbuki Üstadı mız Hukuk Fakültesi mezunudur. Cenâb-ı Hakk ilim lütfetmediği kimseye velayet makamını da vermez. İmam Malik (r.a.): "İlimsiz tasavvufa dalmak zındıklık, tasavvufsuz ilme dalmak ise fâsıklıktır. İkisinin birleş mesinden hakikat doğar." buyuruyor. İçinde yaşadığımız dünyayı anlamada sadece kuru bilgi yeterli değildir. Şeytan'ın da âlim olduğunu hepi miz çok iyi biliyoruz. Yeryüzünde tarih boyunca var ol muş Bel'am'larm ilmi de az değildi. "Niçin yapmadık larınızı söylüyorsunuz?" âyeti kerimesi çok ağır bir ifa dedir. Ameli terkedip sözle yetinmek, münafıklık ala metidir. Gerçek manada ilim sahibi olmak birçok âyeti celilede de anlatıldığı üzere bildiklerini yaşamakla olur. Gecelerini taatle süsleyen insanlar Ashâb'm yolunu ko lay izlerler. Onlar ki mâlumâtından ziyade ma'mulâtı çok olan kimselerdir. Şâh-ı Nakşbendimizin ifadesiyle: "Tasav vuf, Peygamberimiz (s.a.v.) ve Ashâb-ı Kiram'ın yolunu izlemektedir. Şeriat, Peygamberimiz (s.a.v.)'in sözleriy le, tarikat de-yaşayışlarıdır." Cenâb-ı Hakk cümlemizi bildiklerimizi yaşamaya muvaffak kılsın.

