Sayfa metni
Ali Ramazan Dinç 43 dan, sâdık bir dost, yakaza hâlinde (uyku ile uyanıklık arası) bir seher vakti şahid olduğu o nadide anları şöyle anlatır: "Halka hâlinde nurlarından yüzlerini göremedi ğim topluluğun ortasında Hacı Haşan Efendi (k.s.) oturu yorlardı. Bir müddet sonra daha ziyade bir zât, ellerinde bulunan tarifini yapamayacağım Tâc-ı Şerif ve Hırka-i Sa adeti Üstadımız'a giydirip: "Mübarek olsun Haşan Efen di." dedi. Az sonra bir de baktık ki nuru odayı kaplayan Peygamberimiz (s.a.v.) teşrif buyurdu. Hepimiz ayağa kalktık. Dua buyurdular, "amin" dedik. Güzeller güzeli ! Peygamberimiz (s.a.v.): "Kudsi vazifeniz hayırlı olsun, size de, tabi olanlarınıza da müjdeler olsun Haşan Efen di." buyurdular. Bütün bunların üzerine ne söylenebilir, bilemiyorum. |; "Lâyık değilim ama Cenâb-ı Hakk lütfetti." diyen Üstadı mız üzerindeki emanetin pek çok belirtisi görülmeye baş- | ladığında bizler sohbetlerine tahammül edemiyor devamlı ağlıyorduk. Konuşmasalar bile etrafındakiler gayr-i ihtiya- ! ri kendilerinden geçiyordu. Şairin: "Bitmez güzelin vasfı, ağaçlar kalem olsa." dediği gibi, o insanları, gönlünde sev- da ateşi tutuşmayıp, muhabbet deryasında yanmayanların anlayabilmesi çok zor görünüyor.

