Sayfa metni
MUKADDİME Allah (c.c.)’a vuslat için mürşid-i kâmile intisapta, rızâ-i İlâhî’den başka gaye güdülmez. Mesela bir delikanlı, sevgilisine bir çok hediyeler götürür, hediyesiz vardığında iltifat görmezse, üzülür, kırılır; “Meğer sen benim değil, hediyelerimin âşığı imişsin.” der ve ayrılır. Allah’a kavuşma talebinde bulunan kişi de kendisine güzel rüyalar, keşf ü kerâmetler, haz ve lezzetler verildikçe ibâdetleri artırır, bu haller kesilince tembelleşir, yolunu terk ederse, Mevlâ: “Ey kulum sen benim dîdarımın (cemâlimin, rızâmın) taliplisi değil, verdiğim acâib sırların âşığı imişsin.” buyurmaz mı? Bu sebeple ibâdetlerimizi; ne cennet ümidi ne de cehennem korkusu, sadece Allah’ın rızası için, karşılıksız yapmalıyız. Dervişler, değirmenin suyunu devrettiren çark veya saatin çalışmasını temin eden dişliler gibidir. Değirmenin veya saatin çarkından biri bozulursa ne değirmen ne de saat çalışır. Dervişler de, şerîat ve tarîkatın edebine riâyet etmezlerse füyûzât-ı İlâhiyye çarkı dönmez, kalp Allah diye çalışmaz. Sohbet ve zikir halkasında zevk ve muhabbet hasıl olmaz. İhvan, tohum atılmış tarlaya benzer. Çiftçi, tohumunu, mahsul alacağı araziye atar. Zamanı geldikçe gübresini, suyunu, çapasını yapar, yabani otları ayıklar ve meyveyi yetiştirir. Bir mürşid-i kâmil de, gönlü itirazsız kalbe mânevî gübresini zikirle, suyunu râbıta ile atar. Nefisle mücadele çapasıyla fena huyları yok olan derviş, mânen gelişir, meyve verir - biiznillahi Teâlâ-. Derviş aldığı evradla kalır, yıllarca vazifesini sormaz, nefisle mücadele etmez, gaflete dalarsa helak olur gider -Allah korusun-. Bir de kalkar, “Bize bakmıyorlar!” diye şeyhine itiraza başlarsa, o kimseden Rasûlullah da incinir. Sizin bir bahçeniz olsa, yıllarca emek vermenize rağmen meyve vermese canınız sıkılır, mahzun olursunuz. Bunun yanında, mahsul veren küçücük bir fidan da olsa onu seversiniz. Biz de aynen öyleyiz. Bunca sohbet ve emeklerimize rağmen mânen gelişmeyen, letâifleri zikrederek meyve vermeyen, ahlâken düzelmeyenlerden bize bir bıkkınlık geliyor. Verdiğimiz öğütleri tutup gelişenlere küçük de olsalar muhabbet ediyoruz. Allah rızası için rica ediyorum, gönlümüzü gafletle kurutmayalım. Dünyevî bir şey istemiyoruz. Öğüt ve nasihatimize karşılık edep ve erkâna riâyet ediniz. İster çalışın, ister çalışmayın, biz size hizmetle görevliyiz. Emeğimizin karşılığını sizden değil, Rabbimizden bekliyoruz.

