Sayfa metni
îman Neşveşi dediklerinde o şöyle buyuruyor: ' - Biz şarktan doğan güneş gibiyiz. Teslimiyet perdesi açılınca, Allah’ın nuruyla nurlanılır.. Aslında rabıtada gelen feyz, Allah’ın nurudur. Mürşid-i kâmil buna vesile olmaktadır. Nasıl ki evler ve işyerleri elektriklerini doğrudan barajdan değil de trafodan alıyorlarsa aynı şekilde evliyâullahın kalbi de trafo vazifesi görmektedir. Kalplerimize, mürşid-i kâmili misafir edip onun muhabbetine eriştikten sonra, mürşid-i kâmil, bizi Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e sevk eder. Buradan da Allah Teâlâ’nm muhabbeti gönlümüze yerleşir ve doğuşlar, tecelliler meydana gelir. Bu esnâda oluşan yakîn, Allah Teâlâ’dan bir nurdur. Bu da ancak, Allah Teâlâ’nm sevmediği düşüncelerin kalplerimizden çıkmasıyla elde edilebilir. Mürşide olan rabıta kuvvetlendikçe nûrumuz artar ve böylece bütün âzalanmız nûra gark olur. Zaten cennette mü’minler, nurlarıyla tanınacaklardır. Âyet-i Kerime’de Allah Teâlâ, "Onların önlerinden ve sağlanndan (amellerinin) nârları aydınlatıp gider de, 'Ey Rabbimiz! 60

