Sayfa metni
îman Neşvesi bahşeden Allah Teâlâ'yı hiçbir zaman unutmamışlardır. İnsan, bu dünyanın şartları içerisinde yaratıldığı için, bu âlemi de, âhiret amellerini de, İlâhî ve Muhammedi ölçüler içerisinde yaşar. Mü'min, sonsuz hayatta, ticari ahlaksızlığın felce, (Bakara, 2/275) emr-i İlâhîden ayrılmanın körlüğe götürdüğünü bilir. (Tâ-Hâ, 20/124) Aleyhissalât-ü Vesselâm Efendimiz, anne karnındaki hayâtı dünya hayatına doğduğumuz dünya hayatını da âhiret hayatına benzetir. Ana rahminde, âzâlan tamamlanmayan kişi, bu dünyada yüz yıllarca, yaşasa bile yine de uzuvları tamamlanmaz. Hâl ve hareketimiz, 6666 âyet-i kerimeye uygun düşmezse -Cenâb-ı Hak korusun- ebedî âlemde sakat kalınz. Haksız kazanç elde eden, "Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler şüphesiz karınlarına ancak ateş yemiş olurlar." (Nisa, 4/10) âyetiyle uyarılır. Maddî gıdalar; mideden vücûda dağılarak; göze, kulağa, ele, ayağa, bütün âzâya sıhhat, afiyet olduğu gibi, manevî gıdalar da, kalpten bütün uzuvlara yayılarak, yaratılış gâyesine uygun bir hayatı temin için gıda olur. Fakirin hakkı, zekât olarak verilmek suretiyle ruh ve beden temizlenir. (Tevbe, 9/103) Göz havf-i İlâhî ile eşyaya ibretle bakarak, 55

