Sayfa metni
Hz. Dihyefü'l-Kelbî / 73 Cahiliyyet devrinde bazı ashabın Dıhye’ye karşı bir kırgınlığı vardı, iktizay-ı beşeriyyet o zaman için Dıhye’nın aralarına girmesini istemediler. Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bunun farkına varınca onları incitmemek için «Dıhye’ye teenni ile davranın» demek istemedi ama, o girince onların soğukluk gösterip Dıhye'nin kalbinde bir soğukluk hasıl olmasına da Resûlullah razı olamazdı. Vaktâ ki, Dıhye Mescid'e geldi. O girince Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ridâsını sırtından çıkarıp Dıhye'nin önüne serdi ve mübârek eliyle işâret ederek: - Dıhye, şu ridânın üzerine buyur, dedi. Dıhye, Resûl-İ Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-in bu keremine tehammül edemeyip ağladı, ridây-ı şerifi yerden kaldırıp başına koydu, yüzüne gözüne sürdü ve dedi ki: -Yâ Resûlallah İslâm’ın şartları nelerdir? Bana onları arz et. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: - Evvela ¿w y-j i^A Sn ^ demendir. D,ıhye bunu deyince onu yine ağlamak tutdu. Aleyhis- salâtü vesselâm Efendimiz: -Allah Teâlâ sana İslâm'a dahil olmağı ihsan etdikden sonra bu ağlamak nedir? diye sual etdikde Dıhye: - Yâ Resûlallah, ben bir günâh ve bir de büyük günah işledim. Allah Teâlâ’ya «Bunların keffareti nedir?» diye sual

