Sayfa metni
1 80 / Ashâb-ı Kiram 2 -------------------------------------------------------- anlatmıştır. Sabit de «Karışmazdan evvel şöyle açılın, düşmanı görelim de nihâyet çarpışalım,» dedi ve devamla: «Biz Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizle birlikte harbederken öyle bozgunluk yaparak harb etmezdik, harb safı yerinden oynamazdı, akrânınız size kaçmayı ne fena âdet edindirmiş! diyerek bozguncuları payladı. Sabit -radıyallahu anh-’in şecâat ve hamâseti ve kefene bürünerek nasıl şehâdete hazırlandığı hadisde yazıldığı gibi şehid olduktan sonra da ulvî ve ruhânî hayatına dair bir menkıbesini Taberî şöyle rivayet etmiştir: Sabit -radıyallahu anh- şehid düştüğünde üzerinde kıymetli bir zırh varmış, bu zırh çalınmış. Birisi rüyasında Sabit bin Kays -radıyallahu anh-'i görür. Bu aziz şehid: - Zırhım, filân yerdeki ocakda bir çömlek vardır, o çömlek içinde saklıdır; onu oradan aldır der ve zırhın bedelinden sarf ve isti’mâli hususunda birtakım vasıyyetlerde bulunur. Rü’yânın sahibi arkadaşlarıyla beraber gidip zırhlı ararlar, orada bulurlar ve şehidin vasıyyetini yerine getirirler. Tirmizî der ki, Sabit rüya sahibine sakın bunun rüya olduğunu söyleme ve Ebû Bekr’e şunu bildir ki, üzerimde filân kimsenin şu kadar kuruş alacağı vardır, kölelerimden filan ve filan âzaddır, demiş. Ebû Bekir -radıyallahu anh- şehidin bu vasıyyetini yerine getirmiştir. İşte öldükten sonra vasıyyeti yerine getirilen Sabit'den başka hiç bir kimse bilinmiyor. Vâkıdî de şunu ilâve etmiştir: Rüya gören, Ebû Hu- zeyfe’nin kölesi Salim’dir. Bu düşünü Yemame harbinden

