Sayfa metni
Hz. Sürâka Bin Mâlik /İli Sonradan Ebû Cehil onun bu ketmine vâkıf olarak kendisini levm ü ıtâba başlayınca Ebû Cehl’e hitaben şu beyitleri söylemişdir: «- Ey Ebâ Hakem (Ebû Cehil)! Atımın ayakları yere batdığındaki halimi sen görmüş olaydın bilirdin ve şekk etmezdin ki Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- bi’l bürhan peygamberdir. Artık ona kim mukavemet edebilir? Sen kavmini ona taarruzdan men'etmelisin. Ben zanne derim ki, O’nun meâlim-i emri yani şeâir-i dini ve nişâne-İ mübîni bir gün olup zahir olacakdır. Bir suretle ki, bütün halk kendisine muharib ve muâdi değil, musâlim ve musâfi bulunmağı arzu edecektir.» Feth-i Mekke’den, Huneyn ve Talf seferinden avdet-i Hümâyûn vuku bulduktan sonra Süraka, evvelce almış olduğu emannâmeyi müstashıben Ciırrâne'de Resûiullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretlerine mülâkî olarak şerefyâb-ı İslâm ve mazhar-ı iltifât-ı Seyyidî’l-Enâm olmuştur.’® * Resûiullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona: - Yâ Sürâka! Nasılsın? Kisrâ'nın bileziklerini takınacağın ve tacını giyeceğin ve kemerini kuşanacağın vakit? diye buyurmuşlardır. Vaktâ ki Hazret-i Ömer -radıyallahu anh-’in zamân-ı hilâfetinde İran fetholunarak Kisrâ’nın emvâli kâmilen iğtinam edilerek Medine-I Münevvere’ye getirildi. İşte o sırada Hazret-İ Ömer -radıyallahu anh- Kisrâ'nın bilezik lerini Süraka'ya taktı. 128 Üsdül-Gabe 1/322

