Sayfa metni
’T' 98 / Hazret-i Ömer --------------------------------------------------------------------- - “Elhamdülillah en mühim işim bu idi. Vefâtımda beni Hücre-i Saâdet’e götürdüğünüzde yine Âişe -radı- yallahu anha-'den izin isteyiniz. Verirse oraya defnedi niz. Vermezse Baki’ mezâristanında defnediveriniz.” di ye tavsiye buyurdu. Sonra bir tabîb götürüldü. Göbeği altındaki yara derin ve tehlikeli olmakla tabîb: - “Vasiyyet eyle yâ Emîre’l-mü’minîn!” dedi. O da: - “Ettim” dedi. Hz. Ömer -radıyallahu anh- mecrûh yatarken bir gürültü olmakla, “Nedir?" diye sordu? "Nâs yanınıza gir mek istiyor" denildikte, izin verdi. Bir gürûh cemâat girip: - "Yâ Emîre’l-mü’minîn! Osman -radıyallahu anh-’ı istihlâf et!” dediklerinde; - “Hem malı sever, hem cenneti” buyurdu. Onlar çıktıktan sonra diğer cemâat girip: - “Yâ Emîre’l-Mü’minîn! Ali bin Ebî Tâlip -radıyalla- hu anh-’i istihlâf et!” dediklerinde - “O sizi bir yola götürür ki, tarîk-ı Hakk ancak O’dur.” dedi. Oğlu Abdullah -radıyallahu anh- pederinin Hz. Ali - radıyallahu anh-’e meylini anlayınca:

