Sayfa metni
166 / Hazret-i Ömer ne ve âilesine kifâyet miktarı ayırdıktan sonra, gerisini müslümanların mesâlih-i umûmiyyesine sarfetmiştir. Bu suretle Fedek üzerine Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in vaziyeti onun bir umûmî vakıf olması mâhiyyetini kaldırmış değildi. Hz. Ömer - radıyallahu anh- de: ^ Z ^ ^ O ■* - Q * 0 p^’ ^v^ . jIâJI j^jJ^ ¿11 öl ^111^1 j Ij4^1^ “Allah’ın peygamberine kâfir memleketler ahâli sinden verdiği ganîmet Allah için, peygamber için, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Tâ ki, o mal, sizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet olmasın. Peygamber size ne verdi ise onu alın. Size neyi yasak etti ise ondan da vazgeçin. Al lah’tan korkun; çünkü Allah şiddetli azâb sahibi dir.”28 âyetine istînâden, fethedilen arazinin mülk ta nınmayacağını, bunların vakf-ı âmm olduğunu söyle mişti. Fakat Fedek meselesinde arâzinin Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-’e âid olduğunu ve onun hakkında verâsetin cârî olmadığı kanâatinde idi. Hz. Ömer -radıyallahu anh-: - “Ebû Bekir -radıyallahu anh- zamânında ben, Ra- sûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in mütevellîsiydim 28. Haşr Sûresi / 7

