Sayfa metni
154 / Hazret-i Ömer icrâ etmezse bunun mânâsı; Allah’ın onlarla berâber ol duğudur. O halde onlarla harbetmekte bir mânâ yoktur.” Hz. Ömer -radıyallahu anh-’ın feyizli devrinde yüz binlerce insan İslâmiyeti kendi ihtiyarlarıyla İslâmiyetin faziletini muhabbetle kabul etmişlerdir. Bu devrede Bi zans imparatorluğu’nun Sûriye başkumandanlarından Romas ve General Mîka da müslümân olmuştu.24 24. General Mikâ’nın müslümanlara şâyân-ı ibret bir hizmeti için bk. Ramazanoğlu Mahmud Sâmî, “Halid bin Valid" İstanbul Erkam Yayınları 1980. Hz. Ömer -radıyallahu anh- makâm-ı riyâsete gel diği zaman: - “Yâ Rabbî, sertim, bana biraz rifk u mülâyemet ver. Yâ Rabbî zayıfım, bana kuvvet ihsân et. Yâ Rabbî zimâm-ı umûrunu elde ettiğim bu milleti doğru yola ir- şâd için bana kudret bahşet!...” demişti. Hz. Ömer -radıyallahu anh- riyâset-i İslâmiyye’ye intihâbından üç gün sonra ordularını Irak’a sevk eder ken, halk İran seferi’nden tevahhuş etmişti. Fakat Hz. Ömer -radıyallahu anh- o kadar âteşîn nutuk etmişti ki, kumandân Müsennâ - radıyallahu anh- bu nutuktan alevlenmiş, herkes de ona ittibâ etmişti. Hz. Ömer -radıyallahu anh-, belâğatinden başka sesi yüksek ve müessirdi. Boyu uzun ve hâkimdi.

