Sayfa metni
______________:_______________________ Hükümet Nizâmı / 123 Muâz bin Cebel, Hz. Übey bin Ka'b, Hz. Zeyd bin Sâbit -radıyallahu ânhüm- hazerâtı şûrâ heyetinde âzâ idiler. Hz. Ömer -radıyallahu anh- de reîs sıfatı ile bulu nurdu. Ve şöyle söylerdi: - “Sizi ancak bana tahmil etmiş olduğunuz emâne tinize iştirâk için dâvet ediyorum. Çünkü ben, ancak si zin gibi bir ferdim. Binâenaleyh, sizin, benim arzûma it- tibâ etmenizi istemem.” Nihâvend hareketi esnâsında Hz. Ömer -radıyalla- hu anh- sahne-i harbe gitmek fikrinde idiyse de Meclis muhâlefet ettiğinden gitmesi takarrür etmemişti. Şûra meclisinden başka, efkâr-ı umûmiyye de dev leti murâkabe ederdi. Meselâ; vâliler, vilâyet ahâlisinin arzûsuna göre tayin olunurdu. İran Pây-i taht’ının fâtihi ashâbtan Hz. Sa’d bin Ebî Vakkas -radıyallahu anh- Küfe vâlisi olmuştu. Ahâlinin şikâyeti üzerine, Hz. Ömer -radıyallahu anh- onu Kû- fe’den azletmişti. Halk, haklarını sarih şekilde ifâde ve taleb edebilir, senede bir kere her vilâyet, Merkez-i Hükûmet’e “vefd" tesmiye olunan bir heyeti murahhasa gönderir, halkın ihtiyaçları ve şikâyetleri ifâde edilirdi. Hz. Ömer -radı- yallahu anh- de halkın ihtiyâcını îlân ederdi. Halkçı bir idârenin hakîki mâhiyeti şu noktadır ki; Reis-i Devlet âhâd-ı nâstan hiç birinden fazla bir hukû- ku hâiz olmaz. Bir defâ içtimâ esnasında hâzırûndan biri Hz. Ömer -radıyallahu anh-’e mütemâdiyen:

