Sayfa metni
112/ Hazret-i Ömer zamân Ali -radıyallahu anh-’ı kâim-i makâm olarak ye rine bırakmıştı. Hz. Ali -radıyallahu anh- ile aralarındaki samîmiyyet pek yüksekti. Hz. Ali -radıyallahu anh-, kızı Ümmü Gülsüm -radı- yalîahu anhâ-’yı Hz. Ömer -radıyallahu anh-’e vermişti. Hz. Ömer -radıyallahu anh-, sâdelik ve tevâzû’ ile beraber, satvet ve iktidârı pek yüksekti. Bir taraftan Irak ve Suriye’ye ordu gönderiyor. Kisrâ ve Kayserin murah- haslariyle müzâkere ediyor, Hz. Muavi’ye -radıyallahu anh-, Hz. Halid -radıyallahu anh- gibi büyük kumandan lara hesâb sormak için Medine’ye dâvet ediyor. Hz. Sa’d bin Ebî Vakkâs -radıyallahu anh-, Ebû Musa’el- Eş’arî -radıyallahu anh-, Hz. Amr bin Âs -radıyallahu anh- gibi ümeraya emirler veriyorken, diğer taraftan da onun yamalı bir abâ giydiğini, eski bir sarık sardığını, eski bir ayakkabı ile gezdiğini, dulların evine su taşı dığını, câmi’in zeminine uzanarak istirâhat ettiğini görü yoruz. Mekke-Medîne arasında müteaddid defalar seyâ- hat ettiği halde bir defâ olsun çadır kurmamıştı. Ağacın dallarına abasını yayar, onun gölgesi altında yatardı. Yevmiye masrafı on dirhemi geçmezdi. Bir kere Ahnef bin Kays -radıyallahu anh-, arab rü- esâsı ile birlikte Hz. Ömer -radıyallahu anh-’i görmeğe gitmişti. Hz. Ömer -radıyallahu anh-, sağına, soluna ba karak koşuyordu. Ahnef -radıyallahu anh-’ı görünce ça ğırdı. Devlete âid kaçan bir deveyi yakalamak husûsun-

