Sayfa metni
Vefakâr İbrahim / 191 - Ey Allah’ın nebîsi! Bana vasiyette bulun dedi. Hı zır -aleyhisselâm- da ona şöyle buyurdu: - İlmi insanlara beyan edip onunla şöhret bulmak için değil, onunla amel etmek için öğren. Zîra ilmiyle amel etmeyenin konuşmasında bir fâide yoktur. - İnsanlara faydalı ol, zararlı olma! Güleryüzlü ol, öfkeli ve ekşi suratlı olma. Faydasız işe yorulma. Acâip bir şey görmeksizin gülme. Günahına pişman olup tev- be edenleri, vaktiyle işlemiş oldukları hatalarından do layı ayıplama. Hayatta kaldığın müddetçe günahlarına ağla. Bugünün işini yarına bırakma. Dâima varacağın son yeri düşün. Seni alâkadar etmeyen şeylerle meşgul olma. Kendisinden emin olduğun kimsenin seni bir gün korkutacağından emin olma. Seni korkutan kimsenin bir gün seni kendisinden emin kılabileceğini ihtimâl dı şında görme. Bütün işlerinde zahirî tedbiri bırakma. Kudretin dâhilindeki iyiliği yapmaktan geri kalma. Bunun üzerine Mûsâ -aleyhisselâm- Hızır-aleyhis- selâm-'a: - Çok kısa fakat son derece fâideli vasiyetlerde bu lundun. Allah teâlâ sana nimetlerini tamamca versin, seni rahmetine gark eylesin. Seni düşmanlarından ko rusun, dedi. Bundan sonra Hızır -aleyhisselâm- Mûsâ -aleyhis- selâm-'a: - Ey Mûsâ! Sen de bana vasiyet et, dedi. Mûsâ -aleyhisselâm- da şöyle dedi:

