Sayfa metni
204 / Hz. Hâlid Bin Velid (r.a)----------------------------------------------- - Hiç gadr eder mi? Yani nakz-ı ahd eder mi? dedi. - Hayır, gadr etmez. Ancak biz şimdi onunla bir müddete kadar mütâreke hâlindeyiz. Bu müddet içinde ne yapacağını bilmiyoruz, dedim. Ebû Süfyan der ki: “Bana kendiliğinden bir şey katma ya imkâm verecek bu sözden başkasını bulamadım.” - Onunla mukatele ettiniz mi? dedi. - “Evet ettik” dedim. - Onunla mukatelenizin netâyici nasıldır, dedi -Aramızda tâli-i harb nöbet iledir. Kâh o bizi ızrar eder kâh biz onu ızrar ederiz, dedim. - Peki size ne emrediyor? dedi. - Bize yalnız Allah’a ibâdet ediniz, hiç bir şeyi ona şerik etmeyiniz, dedelerinizin ibâdet ettiğini terk ediniz, diyor. Bize namazı, sadakayı (yani zekatı) sıdk ve iffeti ve sıla-i rahmi emrediyor, dedim. Bunun üzerine sorduğu suallere verdiğim cevâba tercüman vasıtasıyle ayrı ayrı tasdikan cevâb vererek peygamberlerin ve etbâ-i rusülün böyle olması lâzım geldiğini söyledi, sonra Hirakl dedi ki: - Eğer bu dediklerin doğru ise şu ayaklarımın bas- dığı yerlere o zât-ı kerim mâlik olacakdır. Zaten bu Nebîyy-i Zîşân’ın zuhûr edeceğini bilirdim, lâkin sizden olacağını tahmin etmezdim. Onun üzerine varabile ceğimi bilsem, O zât-ı şerifle mülakat için her türlü

