Sayfa metni
150 / Hz. Hâlid Bin Velid (r.a)---------------------------------------- ma’ruf kibâr-i sahâbeden olup onun şöhreti hıristiyanlar arasında da şayi idi. Hıristiyanlar kendisine layık olan hürmeti göstermek için dîbâdan çadırın içinde i’zâz etmek istemişlerdi. Fakat Hz. Muaz onların bu haraketine karşı şu mu kabelede bulundu: Fukaranın hakkını, kanını gasbederek dokunan bir hah üstünde oturmam. Sizin hürmet ettiğiniz şeye ben ehemmiyet vermem. Yere oturmak yalnız köle lerin yapacağı bir şey ise biliniz ki Allah’ın benden daha âciz bir kölesi yokdur!" demişdi. BizanslIlar Hz. Muaz'ın bu derece tevâzu ve mahvi- yetkarlığına hayret etmişler ve “Müslümanlar arasında senden daha yükseği var mıdır?” diye sormuşlardır. Hz. Muaz da: “Bana Müslümanların en ednâsı olmak kifâyet eder” demişdi. Ortalığa sükûnet hâkim oldu. Son ra Hz. Muaz tercümana: “BizanslIların kendisine diyecek bir sözü yoksa avdete amade olduğunu” söyledi. Hıristiyanlar. “Buraya niçin geldiniz? Habeşistan size daha yakın değil mi? İran’a bir kadın hakimdir. Bizim İse başımızda öyle bir imparator vardır ki cihâna hakimdir. Sayımız gökdeki yıldızlar, çöldeki kumlar kadar çokdur” dediler. Hz. Muaz da şu cevâbı verdi: - Sizden ilk taleb edeceğimiz şey Müslümanlığı ka bul etmek, namaz kılarken Kâbe’ye teveccüh etmek, içki içmekden, domuz eti yemekden imtina etmekdir. Bunu kabul ederseniz bizim kardeşlerimiz olursunuz. Kabul et mezseniz teslim olunuz, idâremizi kabul ediniz ve cizyeyi

