Sayfa metni
Hakkındaki Hadîs-i Şerifler / 149 30. İbn-i Abbâs -radıyallahu anh- rivâyet eder ki: Resûi-i Ekrem -sallailahu aleyhi ve sellem- buyur muşlardır ki: Kıyamet günü cennet develerinden bir de veye Ali -radıyallahu anh- binerek gelir, mahşer halkın dan onu her gören: - “Bu zat bir Nebiyy-i mürsel mi yoksa melek-i mu- karreb mi? diye tereddüdde olurlar. Kendisi Liva’ül Hamd’i elinde tutup yüksek sesle: söyler. Bu esnâda kıbel-i Arş’dan şöyle bir nidâ gelir: - "Bu zat ne nebiyy-i mürseldir, ne de melek-i mu- karrebdir. Lâkin Esedullahi’l-Galib Ali bin Ebi Talib'dir." 31. Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’den mervidir ki: Bir gün Fahr-i Kâinat -sallailahu aleyhi ve sellem-’in huzûr-ı şeriflerine vardım. Meğer önlerinde bir tabak içinde hurma varmış. Mübârek avucuyla bana verdiler, saydım yetmişüç hurma geldi. Sonra İmam Ali’nin mec lisine vardım. Aynıyla onların önünde bir tabak hurma. Yüzüme bakıp tebessümle bir avuç hurma da o verdi. Bunu da saydım, yetmişüç geldi. Habib-i Ekrem -sallal- lahu aleyhi ve sellem- Hazretlerine geldim. Bu teaccü- bümü söyledim. Buyurdular: - "Yâ Ebâ Hüreyre! Bilmez misin ki Ali’nin eli benim elimle adalette beraberdir.”

