Sayfa metni
. ŞEYH MUSTAFA HULUSİ EFENDİ (K.S-) Harbi’nin başlaması üzerine Mustafa Efendi için de dört yıl sürecek bir cihad hayatı başlamış oldu. ÇANAKKALE GÂZÎSÎ MUSTAFA HULÛSÎ EFENDİ Tasavvufun nefis ve engelleri ile olan cihadda yoğunlaş ması, fitne yerlerinden ve dünya ehlinden uzak kalmaya ça lışması, İslam dünyasında çağdaş araştırmacıların iddia etti ği gibi düşmana karşı yapılan savaşlarda gevşeklik gösterip boyun eğmekle suçlamalarını haklı göstermez. Özellikle tasavvuf erleri Müslümanların kurtuluşu ve kalkınmasında büyük rol oynamıştır.7 Ebu’l-Hasen en-Ned- vt, direniş ve feda için gözüpeklik, atılganlık ve canını vere bilme gibi özellikler, çoğu zaman ruh temizliği, nefs ıslâhı, riyazet ve ibâdet sonrası ortaya çıkacağını söyleyerek, sûfi- lerin cihâda daha yakın olduklarını belirtir.8 7. Es’ad el-Hattâb, el-Butûle fi’l-Fidâ inde’s-Sûfiyye, trc. Komisyon, Sûfiler ve Aksiyon, s. 14, İstanbul, 1999. 8. a.g.e., s. 21. 9. a.g.e., s. 24. 10. a.g.e., s. 28. İlk dönemlerden itibaren süitlerin dâimâ cihâd ile iç içe olduklarını görmekteyiz. Tâbiîn’in en büyüğü ve sûfîlerin başı Veysel Karânf, Sıfffn savaşına Hz. Ali safinda katılmış ve şehîd olmuştur.9 Hasan-ı Basrî, Kâbil gazvesine katılmış, harbde yiğitler arasında anılmıştır.10 Yine meşhûr süitlerden Mâlik b. Dinar’ın, Sinin savaşı na katılmak üzere İslam ordusuna dahil olduğu, ancak hummâya tutularak çadırda kaldığı ve “Bedenimde zerre kadar hayır olsaydı bu gün hummâya yakalanmazdım.” di- 13

