Sayfa metni
96 | Gönül Gözüyle Hac ve Umre pardesüsünü attılar. Birden ben o pardesünün altında sanki başka bir âleme gittim; â^deta o Mina mevkiinde değil de başka bir yerler deydim. Târif edemeyeceğim çok hâller yaşa dım. Bunu da hiç ama hiç unutamam. Bir de daha önce şahsıma lütfedip anlat mıştınız. Bir kaybolma hâdiseniz olmuş. Onu da okurlarımıza anlatır mısınız? Eskiden Mina mevkiinde gidişler, gelişler bugünkü gibi değildi. Aynı yoldan hem gidiş hem geliş sağlanıyordu. Şimdi gidişler ve gelişler aynlmış durumda. Tabiî yine çok yoğun bir izdiham var; hele ki o devir. Biz çadırdan ayrıldık. Yanımda yeğenim Sami (o zamanlar 10 yaşlarındaydı) ve bir de kayın validem var. Üçümüz çıktık ama çıkınca birden kaybolduk. İnsanlar karşıdan geliyor, o onu yıkıyor sen ona çarpıyorsun, yer dar, millet sığmıyor, biz karıştırdık çadırı, bulamı yoruz. Fakat bu arada kaybolduğumuz Üsta dımız tarafindan keşfedilmiş, o da dûa ediyormuş: “Ya Rabbi! Yavrulanmı Sen

