Sayfa metni
72 / Ashâb-ı Kiram 1 Çünki muharebede lâzım olan silâhları ve mücâhidlerin nafakalarını siz temin edeceksiniz. Eğer bu husûsda buhl gösterirseniz düşmanlarınız size galib olur. Malınızın canınızın helâk olmasına sebeb olursunuz, demektir. Tefsir kitablarında izah edildiğine göre Ebû Eyyûb -radıyallahu anh-diyor ki: «Birgün Resûlullah’dan gizli olarak bazı sahabî arkadaşlarla sohbet ediyor ve konuşuyorduk: «Allah Teâlâ artık İslama kuvvet verdi. Her tarafdan ianeler çoğaldı. Biz harbi terkederek malımız başında bulunursak ve harab olan bağlarımızı, bahçelerimizi imar edersek daha iyi olacaktır,» diye karar vermek istedik. Yani harb etmemeyi, cihâdı terk etmeği nefsimizde tercih edince Cenâb-ı Hak Teâlâ Haz retleri bu âyeti indirerek bizim o tasavvurlarımızı reddetti. O vakit anladık ki, bizim düşüncelerimiz hatâlıdır. Ve murâd-ı İlâhî’ye muhâlifdir. işte bu âyet-i celîlenin nüzulünden sonradır ki, Ebû Eyyûb el-Ensârî -radıyallahu anh- gerek asr-ı seâdette, gerekse irtihâl-i Nebî’den sonra hiçbir muharebeden geri kalmamış, cihâda vakf-ı vücûd etmişi Hazret-i Ebû Bekir, Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman, Hazret-i Ali -radıyallahu anhüm- devirlerinde cepheden cepheye koşmuş, Cenâb-ı Allah’a ve Resûlüne karşı ahd ü va’dini ilân etmiş, Dîn-i Celîl-i İslâm’ın izzeti ve Ümmet-i Muhammediyye’nin selâmeti için şer’an «murâbıt»ların serdârı olmuş, son gazâsı olan Kostantıniyye -İstanbul- muhasarası esnasında şehîd düşmüştür. İstanbul’da mübârek kabr-i şerîfi bütün dünya Müslü manları tarafından îman ve gönüllerden gelen bir alâka ve muhabbetle ziyâret edilmektedir.

