Sayfa metni
50 / Ashâb-ı Kiram 1 beri Fâtıma yemek yememişdir.» Ebû Eyyûb da bu emirleri îfâ edip avdet etti. Ve hep berâber sofraya oturdular. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «- Bütün bu nimetler; ekmek, et, hurma, taze hurma ne güzel! Bu nimetler şükür ister!» diyerek mübarek gözlerinden yaşlar döküldü, ağladı ve: «- Nefsim yed-i Kudret-i Sübhânisinde olan Allah 'ima kasem ederim ki, bu nimetler yüzünden yarın kıyamet gününde siz sual olunacaksınız,» buyurdu. «Ancak bu hayatda siz böyle nimetlere mazhar olursanız elinizi o nimete uzatdığınız zaman «Bismillah» diyerek başlayınız. Doyduğunuz zaman da Cenab-t Hakka: Jj^ısli Ldp r^b UaüI c$^ <U jâ>JI diyerek şükür ve duâ ediniz. Zirâ Cenâb-ı Hakk’ın verdiği rızık bu sebeble size kifâyet eder» diye buyurdu. Vaktâ ki Peygamber Efendimiz -sallaliahu aleyhi ve sellem- azîmet etmek üzere ayağa kalkdı, Ebû Eyyûb'a hıtâb ederek: «- Yâ Ebâ Eyyûb! Yarın da sen bize gel» buyurdu. Mâlûm olduğu üzere Peygamber Efendimiz -sallaliahu aleyhi ve seilem-’İn Ahlâk-ı Muhammediyyesi öyle idi ki, bir kimse ona bir hayır ve İyilik yapdı mı mutlaka Zât-ı Risâletpenahileri de ona bir mükâfât ile mukabele etmek isterdi. Resûl-i Ekrem’in bu dâvetini Ebû Eyyûb işitmemişti. Hazret-i Ömer dedi ki:

