Sayfa metni
------------- .----------- Hz. Halid Bin Zeyd Ebû Eyyûb El-Ensâri / 45 ya veziri, yahud mümkün olursa amucazadesi olmak, yani en yakînlerinden bir kimse bulunmak şerefine mazhar olurdum.» Hicretde Resûl-i Kibriya Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bu hâne-i seâdetde altı ay kadar ikamet buyurmuş sonra bu hâne, Ebû Eyyûb -radıyallahu anh-’in evlâdlarına ve «Eflâh» nâmındaki kölesine intikal eylemişdir. Eflâh, Ebû Kesir künyesiyle anılmakta olup Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin azadlı kölelerinden ve kibâr-ı tâbiîndendir. Ve sika16'dan bir zât-ı aliyyül-kadrdır. Hazret-i Ömer, Osman ve Abdullah ibn-i Selâm'dan rivâyeti vardır. 53 târihinde vefat etmişdir. 16 Sika: Hadis rivayetinde rivayetine güvenilen, sözüne itimad edilen râvi demektir. Bir zaman sonra Eflâh da bu hâneyi Muğıyre bin Ab durrahman bin Hâris bin Hişâm’a onbin altun mukabilinde satmış, Muğıyre de o evi tamir ederek Medine-i Münevve- re’nin fukarâsına tahsis eylemişdir. Bir müddet sonra da âlimler için bir medrese olarak kullanılmış ve içinde bir de kütübhâne tesis edilmişti. Fakat zamanlar inkılâbıyla bu medrese de harab olmuş ve daha sonra zaviye olmuş, sonraları zaviye de harab olmuştu. Yalnız Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-’in devesinin çöktüğü yer ve kapının üzerindeki kitâbe ve evin içerisindeki mihrab görülmektedir. 1261 tarihinde harab zaviyenin yerine «Şihâbiyye Zaviyesi» diye bir tekke yapılmış, hâlâ bugün burası «Zâviye-i Cüneydiyye» diye meşhurdur.

