Sayfa metni
Hz. Hâlid Bin Zeyd Ebû Eyyûb El-Ensâri / 109 OsmanlI Müellifleri’nin beyânına göre: «Fatih Sultan Muhammed Hân’ın istirhâmı üzerine Akşemseddin hazretleri İstanbul'a gelmiş, ordunun kuvve-i ma’neviyyesini takviye hususunda vücûd-ı şerîflerinden pek çok istifâde edilmişdir. Meslekdâşı bulunan Akbıyık Abdul lah Sultan ile berâber orduya iltihak etmişler ve ordunun maddeten ve mânen muhasara ve muharebe kabiliyyetini artırmışlardır. Sultan Fatih’in istirhâmı üzerine Akşemseddin, Ebû Eyyûb el-Ensârî Hâlid bin Zeyd Hazretlerinin kabr-i şerîflerini keşf ve tayin ederek ızhâr-ı keramet eylemiş ve Hazret-i Fâtih, her ikisinin namlarına hürmeten birer câmi-i şerîf bina ettirmiştir. Fakat Akşemseddin hazretleri İstanbul’ da kalmayarak Göynük’e ve Akbıyık Hazretleri de Bursa'ya gitmiştir. Akşemseddin kuddise sirruh, 869’da âlem-i Cemâl'e intikal eylemiştir. Evliyâ Çelebi’nin beyânına göre: Gazi Sultan Muhammed Han, İstanbul’u fethederken 77 kibâr-ı evliya Ebû Eyyûb Hazretlerinin kabr-i şerifini tecessüse koyuldular. Neticede Akşemseddin Hazretlerinin kerametiyle kabr-i şerîf meydana çıkdı. Bir orman içinde bir seccade üzerinde iki rek'at namaz kıldıktan sonra secde edip gûyâ uykuya varmış gibi kaldı. Birçokları, kabri bulamadığı için mahcûbiyyetinden uykuya yatdı, diye tarîz etdiler? Bir saat sonra Akşemseddin Hazretleri secdeden başını kaldırdığı zaman Fatih Hazretlerine: «- Beyim, Hikmet-i Hudâ, seccâdemizi Ebû Eyyûb'- un kabri üzerine döşemişler, hemen şu yeri kazsınlar,» deyince Akşemseddin’in fukahâsından üç kişi Ebû'l-Feth ve Akşemseddin Hazretlerinin huzurunda üç arşın de-

